| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

ayhanusta

DÜĞÜN, NİŞAN, SÜNNET, MEVLİD, KINA GECESİ, ve TOPLANTI YEMEKLERİZDE GÜVENİLİR İSİM (AYHAN USTA) .

Mevlid Kandili'ni nasıl kutlamalıyız?

HEKİMOĞLU İSMAİL'İN YILLAR ÖNCE HOCASINA SORDUĞU SORU ?

medine Mevlid Kandili'nde neyi kutluyoruz, nasıl kutluyoruz? Hekimoğlu İsmail yazdı...

Mevlid Kandili nasıl kutlanır?

1955 ve 56 senelerinde Mehmed Zahit Kotku hocaefendi, Zeyrek'te otururdu. Önde basit bir cami ve arkasında evi vardı. Evinin penceresinden Süleymaniye bütün ihtişamıyla gözükürdü. İmkân buldukça gelip onun arkasında namaz kılar, namazdan sonra evine giderdik, birkaç kişi... Ben izinli olunca gittiğimden, sık sık oralarda gözükmezdim.

Bir gün hocaefendinin huzurunda belki yirmi kişi oturuyorduk. Herkes sessiz, içinden Allah diyor... Dedim ki "Hocam, bir sorum var, izin verir misiniz?" "Sor evladım!" dedi. "Efendim zaman zaman içimde günah işlemek duygusu çok şiddetleniyor, mani olamayacak hale geliyorum, ne buyurursunuz?" Cevabı şöyleydi: "Bir cisim fezada ne kadar sür'atli seyrederse, hava da ona o kadar şiddetle karşı koyar. Bir insan dinî çalışmalarını ne kadar hızlandırırsa, şeytan da onunla o kadar fazla uğraşır. İbadetine ve zikrine devam et, bunlar seni koruyacaktır."

Aynı şartlar, insanı aynı sonuca götüreceğine göre, Peygamber'i taklit edenler de başarıya ulaşacaktır. Fakat Peygamberimiz'i taklit etmek şu devirde zordur; şeytan mü'minle çok uğraşır, mü'mini saptırmaya çalışır. Lakin kıymetli şeylerin zorluklar karşılığında elde edildiği de herkes tarafından bilinir. Cennet ucuz değildir.

Peygamberimiz'in zamanında İslamiyet'in hızla yayılmasının tek sebebi, ashabın İslamiyet'i yaşamalarındandı. Sahabelerin her biri bir kaynaktı. Bu insanlardan Kur'an hayatı akardı. Zehir deposu olan fitneler, ashabı sadece şehit etmişlerdir. Onları gayri İslami hayata itememişlerdir.

Peygamber Efendimiz, rebiülevvel ayının on ikisinde, bir pazartesi günü dünyayı şereflendirmişlerdir. Miladî takvime göre bu tarih, 20 Nisan 571'e tekabül eder. Bizler, rebiülevvel ayının on birini, on ikisine bağlayan gece Mevlid Kandili'ni kutlarız.

Neyi kutluyoruz, nasıl kutluyoruz? Oturacağız, bugün Peygamberimiz'in doğum günü, "Allah'ım! Bu mübârek günün yüzü suyu hürmetine ben söz veriyorum ki İslâmiyet'i öğreneceğim ve yaşayacağım." diyeceğiz. Sonra da Peygamber Efendimiz, ne yapmış, nasıl yaşamış, namazını nasıl kılmış, orucunu nasıl tutmuş, sıkıntılara nasıl katlanmış, nasıl duâ etmiş, Allah'tan neler istemiş, ümmetine neleri tavsiye etmiş, bütün bunları düşüneceğiz. O'nun hayatına dair yazılmış bir kitabı okuyacağız. Sonra da yaptıklarını kendimize örnek alıp hayatımıza katacağız; yâni sünnetine uyacağız...

Allah'ı sevmenin alameti nedir? Allah'a itaat etmektir. İtaat nedir? İbadetleri farz, vacip, sünnet sırasıyla yapmaktır. Allah'ı sevmenin alameti budur. Bunlar yoksa, sevmek de yoktur!..

Mevlid Kandili'nizi tebrik ederim...

HEKİMOĞLU İSMAİL - ZAMAN


 

Bu gece Mevlid Kandili

kandil Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, “Giderek dünyeviliğe, bireysel benliklerine, çıkar ve hazza dayanan bir hayata yönelen çağımız insanlarının, Hz. Muhammed'in örnekliğine, manevi önderliğine, sevgisine, onu anlamaya ve sevmeye son derece ihtiyacı vardır” dedi.

Bardakoğlu, Mevlid Kandili dolayısıyla yayımladığı mesajda, bu gece, “yüce yaratıcının insanlığa gönderdiği en son rahmet elçisi ilahi vahyin son ve tamamlayıcı halkası Hz. Muhammed'in hicri takvimle Mevlid Kandili'nin idrak edileceğini” hatırlattı.

Kur'an-ı Kerim'de, “And olsun ki Resulullah'da sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için mükemmel bir örnek vardır” denildiğini, ve Hz. Muhammed'in hayatının insanlara en güzel örnek olarak takdim edilip, onun örnek alınmasının istendiğini belirten Bardakoğlu, Hz. Muhammed'in hem ferdi, ailevi ve sosyal hayatı hem de söz ve açıklamalarıyla insanlığa kıyamete kadar kalıcı bir rehberlik ve örneklik sunduğunu vurguladı.

Kur'an'da “Allah'ın sevgisine mazhar olmanın Hz. Peygamber'e tabi olmaktan geçtiğinin” ve “Hz. Peygamber'in müminlerin içinde olduğu sürece Allah'ın kendilerine azap etmeyeceğinin” vurgulanmasının, Hz. Peygamber'in örnekliğinin inananlar için ne kadar önemli olduğunu gösterdiğine işaret eden Bardakoğlu, mesajında şu görüşlere yer verdi:

“Hz. Peygamber'i sevmek ve O'nu örnek almak demek, onun insanlığın huzuru ve kalıcı mutluluğu için yaptığı çağrıyı günümüze taşıyarak, hayatımıza yansıtmak, davranışlarımızı onun örnek ahlakına, emir ve tavsiyelerine göre şekillendirebilmek demektir. Çünkü O'nun örnek hayat çizgisi söz ve davranışlarının temsil ettiği değerler bütünü, bizler için her zaman yaşanabilir ve uygulanabilir özelliktedir. Yüce Rabbimizin peygamberleri, meleklerden ve olağanüstü güçlere sahip ve başka alemlere ait varlıklardan değil de içimizden seçmesi, bir beşer olarak göndermesi, peygamberlerin davetinin insanlar için anlaşılabilir, yaşanabilir, yapılabilir olduğunu göstermek içindir.

Rahmet peygamberi efendimizi örnek almamız, sahip olduğumuz sorumluluğu, misyonu, insani ve ahlaki değerleri fark etmek demektir. Dindarlığımızın olgunlaşması da O'nu tanımaya, anlamaya, sevmeye bağlıdır. Dünya hayatının sonu gelmez koşuşturması, her bir yönden gelen bilgi kirlenmesi, iç dünyamızda yaşanan gel-gitler arasında bocalayan bizlerin günümüzdeki önemli sorunlarından biri, Hz. Peygamber'in örnek hayatı ile kendi hayatımız arasında sağlam bilgiye dayalı bir köprü kuramayışımız, sonuçta insanlığa rehberlik edecek, umut kapıları açacak ahlaki duyarlılığa sahip dindarlıkların üretilemeyişidir. Bu nedenle giderek dünyeviliğe, bireysel benliklerine, çıkar ve hazza dayanan bir hayata yönelen çağımız insanlarının O'nun örnekliğine, manevi önderliğine, sevgisine, O'nu anlamaya ve sevmeye son derece ihtiyacı vardır.”

Hz. Muhammed'in dürüstlüğü, emaneti korumayı, insan haklarına ve bunun önemli bir parçası olan kadın haklarına riayet etmeyi, yetim ve kimsesizlere kol kanat germeyi, ne söz ne davranışla kimseyi incitmemeyi ve iyilik yapmayı öğütlediğine ve yaşayışıyla bunlara örnek teşkil ettiğine dikkati çeken Bardakoğlu, Hz. Muhammed'in, yetimin elinden tuttuğunu, kimsesizlerin kimsesi olduğunu, hiç kimseyi incitmediğini, bütün varlığa şefkat nazarıyla bakmış, karşılaştığı onca çirkin iftiraya ve dayanılmaz ezaya rağmen kötülüğe kötülükle karşılık vermediğini belirtti.

Bardakoğlu, şunları kaydetti:
“Sahip olduğu ahlaki erdemlerle, Rabbimizin 'Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin' övgüsüne mazhar olan Sevgili Peygamberimiz, paylaşmayı, sevgi ve saygıyı, ötekini anlamayı ve ona yardım elini uzatmayı, müsamahayı, affı, rahmeti ve merhameti sadece tavsiye etmemiş, bunları aynı zamanda yaşadığı örnek hayatında hep uygulamış, neticede bu ve benzeri erdemler Hz. Peygamber ve Sahabe topluluğunun hayat çizgisi olmuş, böylece sevgi, güven ve huzur temeline dayalı, kendisiyle ve Yüce Yaratan'la barışık bir toplumu oluşturmanın yolları bizlere somut olarak gösterilmiştir.

Bu duygu ve düşüncelerle Mevlid Kandili'nin bütün insanlığa rahmet, dış ve iç dünyamıza huzur getirmesini, Mevlid-i Nebi'nin toplumumuzda, O'nu yakından tanımaya, sevmeye ve O'nun sevgisi etrafında birleşmeye vesile olmasını Yüce Allah'tan temenni eder, vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın ve tüm İslam aleminin Mevlid Kandili'ni tebrik ederim.”

İSTANBUL, KIBRIS, SARAYBOSNA VE KERKÜK'TEN MEVLİD YAYINI

Bu arada, Mevlid Kandili dolayısıyla İstanbul Yenikapı Mevlevihanesi Camii'nde mevlit okunacak. TRT 1'den saat 19.30'da canlı yayımlanacak mevlit programında, Kıbrıs, Saraybosna ve Kerkük'teki camilerle de bağlantı kurulacak. Ayrıca, Diyarbakır Ulucami'de diyanet personelince okunacak Kürtçe mevlit, TRT 6'da banttan yayımlanacak.

Bu gece Mevlid Kandili (Dua)

dua
Hz. Muhammed (sas)'in hicri takvime göre dünyayı şereflendirdiği gecede O hasretle yâd ediliyor.
Yüce Yaratıcı'nın insanlığa gönderdiği son rahmet elçisi, İlahi vahyin tamamlayıcısı peygamberimiz Hz. Muhammed (sas)'in hicri takvime göre dünyayı şereflendirdiği gecede O hasretle yâd ediliyor.



EÛZÜ BİLLAHİ MİNE'Ş-ŞEYTANİ'R-RACÎM, BİSMİLLAHİRRAHMANİRRRAHİM

Ya ilahel alemin
İlk yarattığın nur efendimizin nuruydu.
Sen onu var etmeden evvel gündüzün geceden,
baharın da kıştan farkı yoktu.
İyilikler, kötülüklerle iç içe;
akıl nefse yenik,
ruh da bedenin esiri idi.
O güzeller güzeli
Varlığın sırrını keşfedip akla yüksek hedefler gösterdi
düşünceye kapılar açıp
insanın ebedlere namzet olduğunu âlemşümul bir dille haykırdı.
Böyle bir elçiyi insanlığa bahşetmenden
Ve sayısız nice nimetlerinden ötürü
sana sonsuz hamd ü senalar olsun ya rabbi!

Güç ve kuvvet ancak kendisine has olan yüce ve büyük Allâh'ım!
Mahlûkatın adedince,
Zatının rızası,
Arşının ağırlığı ve kelimelerinin toplamınca
Efendimiz Hz. Muhammed (sas) ve O'nun ehli ve ashabı üzerine salât ü selam la bir kere daha yâdederek huzûr-u İlahi'de el açıp yakarıyoruz

Ey her şeye hayat bahşeden Allah'ım
bütün insanlık, hatta bütün bir varlık âleminin bayramı sayılan
mübarek günleri vardır.
bir gün daha vardır ki,
o da Allah Rasûlü'nün dünyayı teşrif buyurarak
tenezzülen aramıza girip bizi şereflendirdiği kutlu zamandır.
Bizler şimdi o anı yaşıyoruz.
Rahmet-i Rahman'ın galeyana geldiğine inandığımız
bu kutlu zaman diliminde,
Mevlid Kandili'nin bizim için hakiki bayram olması ümidiyle,
ümmet-i Muhammed'in hal-i pürmelali açısından
bayram hediyesine en muhtaç birer yetim olduğumuz mülahazasıyla, Şefkat Peygamberi'nin ruhaniyetine sığınarak,
sen den yeniden bir kere daha diriliş istiyoruz ya rabbi

Ey her şeye gücü yeten Allah'ım
Efendimizi düşünmekle
hayatın hiç kimseye nasip olmayan tadını
ve varlığın bitmeyen zevkli maceralarını duyarız.
Duyarız imanın yenilmez gücünü,
Duyarız Müslümanlığın kahramanlık olduğunu,
Duyarız doğruluğun paha biçilmez kıymetler ihtiva ettiğini,
Duyarız iffet ve ismetin, meleklerinkine denk insan tabiatının bir buudu haline geldiğini.
N'olur bu ve benzeri nice güzellikleri daha derince ve engince
Bütün insanların ruhlarına duyur ya Rabbi!

Ya Rabbel alemin
Onun terbiyesi, onun üslûbu ve onun sistemiyle yetişmiş olan nesillerin
imanları iz'ân ufkuna erişiyor,
muhabbetleri çağlayanlara dönüşüyor.
efendimizi bu ölçüde duyup sevmeleri münasebetiyle
her an daha da şahlanıyor
ve o kutlunun arkasında bulunma sevinciyle adeta yeni bir asr-ı saadet yaşanıyor.
Sen dünyamıza yeniden bir huzur çağı
ve gül devri yaşat ya Rabbi!

Ey yüceler yücesi Allah'ım
Yüzümüz yok, hicap içindeyiz;
Efendimizin senin katındaki nazının geçerliliğine de ümitlerimiz tam.
Keşke ne seviyede olursa olsun
efendimizden hiç uzaklaşmasaydık;
ondan gelen ışıklardan
ve ruhlarımıza boşalan mânâlardan
hiç mahrum kalmasaydık..
ve onu o inandırıcı çehresiyle
içlerimizde hep taptaze ve dipdiri duyabilseydik!..
sen bizleri kendi uzaklıklarını aşabilen
hak ve hakikatleri de bütün derinlikleriyle duyabilenlerden eyle ya rabbi!

ya ilahel alemin
O güzeller güzeli Sevgiliyi, bir kere daha misafirimiz eyle..
tahtını sinelerimize kur
gönüllerimizdeki karanlıkları kov,
bütün benliğimize ruhunun ilhamlarını duyur
ve bize yeniden diriliş yollarını göster ya rabbi

İnananları karanlıklardan aydınlığa çıkaran Allah'ım
her gün biraz daha azgınlaşan şu zulmetleri o kutlunun ışığıyla dağıtıver
herkesi inleten zulüm ve adaletsizlik ateşini söndürüver.
her şekliyle kine, nefrete, düşmanlığa kilitlenmiş şu zavallı ruhların boyunlarındaki zincirleri çözüver
sevgiye, merhamete, şefkate hasret giden sinelerimizi muhabbetle, hoşgörüyle coşturuver
ruhlarımızı aklın aydınlığı, gönüllerimizi de mantık ve muhakeme enginliğiyle buluşturuver
ve bizi kendi içimizdeki hicran ve hasretlerimizden kurtarıver ya Rabbi!

Ey merhameti bol olan Allah'ım!
şefkati, adaletini aşkın gönüller sultanını unuttuğumuzun
ve saygısızlıkta bulunduğumuzun farkındayız.
Biliyoruz ki o rahmet nebisi
incinse de küsmedi
Vefasızlık görsede alakayı kesmedi
Başını yaranlar, dişini kıranlar karşısında bile ellerini açıp dua dua yalvardı. Katiyen lanette bulunmadı. Lanet ve bedduaya “âmin” de demedi.
Sinesini, Ebû Cehil'leri bile ümitlendirecek ölçüde açabildiği kadar açtı
ve her sözünü, her davranışını senin rahmetinin enginliğine bağladı.
Sen bizleri onun o engin merhametinden istifade eden
ve şefaatine de nâil olanlardan eyle ey Rabbi!

Ey ihsanları sonsuz olan Allah'ım
düşe-kalka olsa da hep Efendimizin izinde yürüme gayretindeyiz.
N'olur bizi bir kere daha sevindir.
Sevindir ki; bağının taptaze fidanlarıyla
adını âleme tam duyuracak demdeyiz.
Bu dünya ışığa hasret gidiyor.
Bizler o kırık azimlerimiz ve o çatlamış ümitlerimizle,
yolların hakkını veremesek de hep yollardayız.
Sadece hislerimizle de olsa, aradığımız hep senin habibin;
N'olur gönüllerimiz bir kere daha onunla dolsun,
ufuklarımızı saran şu upuzun geceler yerlerini gündüzlere bıraksın
ve viladeti bizim hakiki bayramımız olsun..

Ey yapılan dualara cevap veren Allâh'ım
Sana itaat edilir Sen karşılığını veririsin;
Sana isyan edilir, sen bağışlar ve affedersin,
Darda kalanlara icabet edersin,
Zararı sıkıntıyı ortadan kaldırırsın
Hastalara şifa, dertlilere deva verirsin
Günahları bağışlar, tövbeleri kabul edersin
Sen bizlerin dualarını kabul buyur ya Rabbi!

Allâh'ım
acizlikten, üzüntüden, tasadan, kederden,
Korkaklıktan, kabir azâbından, cehennem ateşinden sana sığınırız.
Bizleri kötülükten ve kötülerin şerrinden emin eyle ya Rabbi!

Ey Yüceler Yücesi!
bize karşı düşmanlık duygularıyla oturup kalkanların kalblerini yumuşatmak murad ediyorsan,
bize ve gönüllüler hareketine karşı onların kalblerini yumuşat
ve sinelerini daimî bir sevgiyle doldur! Ya Rabbi!
Ey kalbleri evirip çeviren Sultanlar Sultanı!
Bizim kalblerimizi de, onların kalblerini de sevdiğin ve hoşnut olduğun güzelliklere çevir! Ya Rabbi!

Allahım
Sen bizlere bizi aşan istidat ve kabiliyetler ver
ve lutfedeceğin bu kabiliyetleri
senin rızan yolunda kullanmayı
bizlere nasip eyle ya Rabbi!

Allahım
Sen bizlere peygamberleri donattığın sıfatları lutfet lakin biz lutfedeceğin bu sıfatları tefahur vesilesi yapmayalım ve hep kendimizi sıfır görelim ya Rabbi!

Allahım
Cümlemize vicdan genişliği lutfet
Kalplerimize inşirah bahşet
Bizleri kollektif şuura sahip kullarından kıl
Ve bizleri müttakilere rehber eyle ya Rabbi!

Ey yüceler yücesi olan Allahım
Biz ümmeti Muhammedin dağınıklığını gider
Bize ve ülkemize birlik ve dirlik ver
Bütün dünyaya da huzur ve barış nasibeyle..
Kalplerimizi birbirene ısındır ve
Bizleri birbirimize sevdir
Dünyanın dört bir tarafında hizmet eden kardeşlerimizi
Bizlerle beraber ihlas-ı etemme muvaffak kıl ya Rabbi!

Allâh'ım!
Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in Sen'den istediği
her türlü hayrı Sen'den istiyor,
yine Peygamber Efendimizin sana sığındığı
her türlü şerden de
sana sığınıyoruz.

Yâ Erhamerrâhimîn ve Yâ Ekremelekremîn!
Bizim, anne-baba ve ecdadımızın
Bize rehberlik ve kılavuzluk yapan büyüklerimizin,
Bir harf bile olsa kendilerinden istifade ettiğimiz hocalarımızın,
Sevdiklerimizin, sevenlerimizin,
Içinde neş'et ettiğimiz beldedeki insanların,
Milletimiz fertlerinin,
Kadın-erkek inanan bütün arkadaşlarımızın,
Dostlarımızın, kardeşlerimizin..
Bize karşı hep civanmertçe davrananların..
Hayır dualarında unutmayıp
Her zaman bizi de yâd edenlerin..
Üzerimizde hakkı bulunan kimselerin..
Kıymetli nasihatleriyle
Bize bekâ desenli sâlihatın yollarını gösterenlerin...
Ve bütün ümmet-i Muhammed'in
Günahlarını bağışla! Ya Rabbi!

Allahım!
Duamızın sonunda Sana olan minnet ve şükran hislerimizi
Bir kere daha tekrarlıyor,
Resûl-ü zîşânı, âlini, ashabını
Bir kez daha salavâtlarla anıyor
Ve dualarımızı kabul buyurmanı istirham ediyoruz.
Ne olur, bizlerin dualarına icabet buyur ya Rabbi!

amin ve selamün alel murselin
vel hamdü lillahi Rabbi'l-alemin…

ÖMER FARUK ŞENTÜRK

Kocam sevişmeme tepki göstermedi

bennu yıldırımlar

Yönetmenliğini Raşit Çelikezer'yaptığı başrollerini Köksal Engür, Bennu Yıldırımlar, İsmail Hacıoğlu, Kürşat Alnıaçık yaptığı " Gökten Üç Elma Düştü " filiminin galası önceki akşam Yeni Rüya Sineması'nda yapıldı.

"Gökten Üç Elma Düştü" filminde Nilgün tiplemesini canlandıran Yıldırımlar filmde yalnız yaşayan orta yaşlarda ,üniversite mezunu, asi, modern bir fahişeyi canlandırıyor.

"Eşim hiç tepki göstermedi"
"Gökten Üç Elma Düştü" filminde sevişme sahneleri ile gündeme gelen Bennu Yıldırımlar "Ben eğitimini aldığım işimi yaptım ve bu filimdeki rolümle ilgili hiç bir tepkide almadım. Bilhassi eşim Bülent Bey'den(Emin Yarar) hiç bir tepki göstermedi. Çünkü işimi yaptığımı biliyor. Ben eleştirilere açık bir insanım. Filmde bir fahişeyi oynamam gerekiyordu. Ben de oyuncuyum oyunu kuralına göre oynadım. Ben bir anneyim ve kızım benim bu filmdeki rolümü daha değişik görmek isterdi" dedi.

KUTLU DOĞUM ve MEVLÜD KANDİLİ

Kutlu Dogum ve Mevlid Kandili
Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş do du. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını de iştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan de işimlerin en büyü ü idi.

İşte insanlı ın akıl ve kalbinde dü ümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, dü ümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde de il, di er varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

Do udan batıya bütün âlemin nurlara büründü ü, İlâhi de işimin tecelli etti i o gece neler oldu neler?

Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açı a çıktı ını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın do du u gece Ahmed do muştur" dediler.(1)

Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin do du u gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Mu ire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulundu u bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocu u oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden i reniyorum!
"Bakın, ey Kureyş toplulu u, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed do du. E er yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küre i arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve da ıldılar. Her birisi evlerine döndü ünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in o lu Abdullah'ın bir o lu do du. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsetti in çocu un bizim aramızda dünyaya geldi ini duydun mu?" dediler.
Yahudi "Onun do umu benim size haber verdi imden önce midir, sonra mıdır?" dedi.
Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Ã?mine'nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldı ı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrailo ullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş toplulu u, ferahladınız mı? Vallahi size, do udan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdi in zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sı ınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlı ında bütün do uyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördü ünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Ã?mine'nin yanında bulunan Osman ibn Ã?s'ın annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece do an çocu un üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparma ını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların ço unun başaşa ı devrildi i görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştü ü ö renildi.

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gitti i görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdi i müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallı ını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdi i ebedi nura, açtı ı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, ba lılı ımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

 

BİR ÇOK KARANLIK OLAYDA PARMAĞI OLDUĞU İDDİA EDİLMİŞTİ

eneral Son General de çıkıyor mu?
Tutuklu sanık Levent Ersöz'ün adı birbirinden korkunç iddialarla gündeme gelmişti.

Jandarma İstihbarat Daire Başkanlığı yaptığı dönemde Ersöz'ün Ergenekon'un telekulağı olarak dönemin Genelkurmay Başkanı Özkök dahil 2500 kişiyi dinlettiği ortaya çıktı. Ayrıca Ersöz’le ilgili ölüm kuyularından, Hizbullah operasyonlarında ele geçirilen silahlara kadar bir çok karanlık olayda parmağı olduğu iddiaları var.

Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün tutuklanma gerekçeleri "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs", "Silahlı örgüt kurup yönetmek" ve "evrakta sahtecilik".

Bu genel suçlamaların detayları ise, iddiaların vahametini ortaya koyuyor. Terör örgütü iddiasıyla başlatılan Ergenekon soruşturması kapsamında aranırken kaçan ve 6 aylık bir firar döneminin ardından yakalanan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, en başta Jandarma İstihbarat Daire Başkanlığı yaptığı dönemde, Ergenekon'un telekulağı olmakla suçlanıyor.

2500 KİŞİYİ DİNLETTİ İDDİASI

Ersöz'ün hanesine yazılanlar sadece basit birer iddia değil. Görev yaptığı dönemde yasadışı olarak 2500 kişiyi dinlettiği ortaya çıkmış, Ersöz, bazı gazetecileri takip ettirdiğini ve dinlettiğini kendi ifadeleriyle de doğrulamıştı.

"Üstlerim emretti yaptım" diyen Ersöz'ün komutanı da Sarıkız ve Ayışığı darbe hazırlıklarının mimarı olduğu iddia edilen Şener Eruygur paşaydı. Nitekim bu darbe planlarına karşı çıktığı sonradan anlaşılan dönemin Genel Kurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök de Levent Ersöz tarafından dinletilmişti.

Ersöz'ün "Sarıkız" ve "Ayışığı" isimli darbe girişimlerinde de Ergenekon sanığı Emekli Org. Şener Eruygur ile birlikte hareket ettiği iddia ediliyordu. Ancak ortaya çıkan son bilgiler ve Ersöz'ün itirafları bu suçlamaları iddia olmaktan öteye taşıdı.

KAYIP SİLAHLAR

Ayrıca Ersöz Şırnak il jandarma komutanıyken terör örgütü Hizbullah'a yönelik bir operasyonda ele geçirilen silahlar da, Şırnak alay komutanlığı envanterine kayıtlı çıkmıştı. Ersöz, TSK'ya ait silahların bir terör örgütünde çıkmasının izahını da da henüz yapmış değil.

KAYIP ŞAHISLAR VE ÖLÜM KUYULARI

Ersöz'ün çok sayıda faili meçhul cinayet ve kayıp vak'alarının sorumlusu olduğu da iddia ediliyor. İddialara göre Levent Ersöz, Veli Küçük ve Atilla Uğur asıl yapılanmalarını Güneydoğu Anadolu bölgesinde kurdu. Ve bu dönemde bir çok insan kayboldu. O döneme şahitlit eden bazı şahıslar kayıpların ya infaz edildiğini ya da asit kuyularına atılarak ölüm kuyularına gömüldüğünü iddia etti.

İLGİNÇ BAĞLANTI

Teröristbaşının askeri yetkililerle görüştüğünü iddia ettiği dönemde de İmralı'nın komutanı Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'dü.

YARSAV İLE YEMEK ZİRVESİ

Ersöz'ün adı AK Parti'ye kapatma davası sürecinde de geçti. YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Ersöz'ün bir liman restoranında biraraya gelerek dava ile ilgili fikir alışverişinde bulunmayı planladıkları ortaya çıktı. Bütün bu iddialar cevap bekliyor. Ancak Levent Ersöz Emekli Orgeneral Hurşit Tolon'un izinden giderek tahliye için çabalamaya devam ediyor.

GELENEK (!) SÜRÜYOR; SIRA ERSÖZ'DE Mİ?

'Ergenekon'' soruşturması kapsamında tutuklu bulunan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz GATA Haydarpaşa Hastanesi'ne sevk edildi. Org. Eruygur ve Tolon'dan sonra sıra geldi daha alt rütbeli paşalara. İlk sıra Tuğgeneralde. Yolu GATA'dan geçen Ergenekon tutuklusu generallerin tahliye edilmesi gelenek haline gelirken sıra ETÖ'nün telekulağı Tuğgeneral Levent Ersöz'e geldi. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, GATA Haydarpaşa Hastanesi'ne sevk edildi. Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün avukatı Ali Rıza Dizdar, tedavi gördüğü Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Silivri cezaevine nakledilen müvekkilinin, yolda tansiyonunun yükseldiğini, kanamasının olduğunu belirterek, Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini bildirdi. Dizdar, hastaneye sevk kararının cezaevi doktorları tarafından bakım ve tedavinin revirde yapılamayacağı gerekçesiyle verildiğini tahmin ettiğini söyledi.

'TAHLİYE KOKAN HAREKETLER' BUNLAR !

Levent Ersöz, daha sonra Silivri Devlet Hastanesi'nden Jandarmaya ait bir minibüsün eşliğinde Sağlık Bakanlığı 112 ambulansıyla Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne ulaştırıldı. Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisi önünde ambulansın içinde doktorlarca muayene edildi. Yaklaşık 1,5 saat süren muayenenin ardından Ersöz, aynı ambulansla GATA Haydarpaşa Hastanesi'ne gönderildi. Bu arada, ambulansın içindeki muayene ve GATA'ya sevki sırasında basın mensuplarınca fotoğraf ve görüntü alınmaması amacıyla jandarmaların ambulansın önünde dizildikleri görüldü.

 


10.Şubat.2009

Süper Lig'de bir ayrılık daha!

Süper Lig'de bir ayrılık daha!
 

Denizlispor yönetimi, teknik direktör.

 Ümit Kayıhan ile görüşerek, sözleşmeyi karşılıklı olarak fesh etti.

Teknik direktör Ümit Kayıhan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

"Bir teknik adamın 10 yılda yaşayamayacağı şanssızlıkları 10 maçta yaşadım. Denizlispor'un da kan değişikliğine ihtiyaç vardı.

 

Bu nedenle yönetimle medeni bir şekilde oturup, sözleşmeyi karşılıklı olarak fesh ettik. Bu kan değişikliği Denizlispor'a yararlı olacaktır. Bir fikstür dezavantajı yaşadık.. Kadromuzda kaliteli futbolcularımız var ama tecrübesizlik yüzünden sıkıntılar yaşadık. Ara transferde iyi oyuncular takviye edildei. Ben Denizlispor'un bundan sonra başarılı olacağını düşünüyorum."

Öte yandan, Ankaraspor maçı sonrası Antalyaspor ile oynayacağı maç için bu kente giden ve kampa giren Denizlispor'da, b.u görev değişikliği teknik direktörün futbocuların birarada olduğu ortamda belirtildi.

IMF anlaşması seçim sonrasına kalacak gibi...

ara IMF anlaşması seçim sonrasına kalacak gibi...

Vatan - Küresel krizin Türkiye’yi teğet geçmediği, geçmeyeceği artık herkes tarafından net biçimde anlaşılmış durumda. Piyasalarda yaşanmakta olan durgunluk, sanayinin içine girdiği darboğaz, işsizliğin hızla artmaya başlaması, krizin Türk ekonomisini ciddi biçimde sarsmaya başladığının net belirtileri.


Yurt içi talep geçen yılın Haziran ayından itibaren daralmaya başlamıştı. 2008’in son aylarında da dış talep keskin bir düşüş trendine girdi. 2008 Aralık ayında yüzde 21 oranında azalan ihracat, bu yılın Ocak ayında da geçici verilere göre yüzde 28’e varan oranda düştü. Önümüzdeki aylarda da trendin tersine dönmesi ihtimali zayıf. Hem iç talebin hem dış talebin birlikte düştüğü bir kriz ortamını Türkiye belki de ilk defa yaşıyor. Geçmişte Türkiye’nin kendi kendine yarattığı özel krizlerinden çıkışta döviz kuru artışları ihracatı tetiklediği için döviz sorunun çözümüne katkıda bulunduğu kadar üretimi ve dolayısıyla toplam ekonomiyi canlandırabiliyordu. Şimdi ise durum çok farklı.

Geçmişten farklı olan bir başka nokta da dış finansman ihtiyacının büyüklüğü. Bu büyüklük ve uluslararası likidite koşullarındaki keskin değişim IMF ile anlaşmayı kaçınılmaz kılıyor.

O yüzden IMF ile yeni bir anlaşmaya öteden beri sıcak bakmayan, “ümüğümüzü sıktırmayız” diyen Başbakan Erdoğan “kerhen” de olsa yeni bir anlaşmaya “evet” diyor.

Fakat Başbakan’ın onayı ile başlayan görüşmeler, “ciddi görüş ayrılıkları” nedeniyle askıya alınıyor.

Başbakan Erdoğan, IMF’nin bazı koşullarının “kabul edilemez” olduğunu söylüyor. Erdoğan, bunların hangi koşullar olduğunu söylemiyor ama sır da değil: Mali disiplin, kamu harcamaları ve bütçe dengesi...

Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in dün yaptığı açıklama da bu yönde; görüşmelerdeki sorunun IMF’nin klasik reçetede ısrar etmesinden kaynaklandığını söylüyor. Şimşek, IMF’nin kamu kesimi borçlanma gereğini azaltıcı, harcama azaltıcı ve gelir arttırıcı önlemleri gündeme getirdiğini belirtiyor ve şöyle diyor:

“Türkiye’nin kamu kesiminde bir borçlanma sorunu yok ki, Türkiye’nin bugünkü şartları eskiye göre çok farklıdır. Mali disiplin vardır. Bu nedenle, yapılacak anlaşma mevcut küresel koşulları ve Türkiye’nin değişen yapısını da dikkate alan bir program olmalıdır...”

IMF ise aksi görüşte. Mali disiplinin 2007 yılından itibaren yeniden ciddi biçimde bozulmaya başladığını düşünen IMF’ye göre hükümetin 2009 bütçesi ve ekonomik hedefleriyle ilgili temel varsayımları da gerçekçi değil. O nedenle de bütçeden en az 12 milyar TL’lik bir harcama kesintisi yapılması veya bu tutarda gelir arttırıcı önlem öneriyor IMF.

Harcama kesintisi için gösterilen adres de bütçeden yerel yönetimlere, belediyelere aktarılmak üzere ayrılan ödeneklerin kısılması.

Evet tam da yerel yönetim seçimlerine gidildiği bir ortamda hükümetin bunu kabul edebilmesi zor.

O yüzden de IMF ile anlaşmanın seçim sonrasına kalması, en azından açıklamanın ve uygulamanın seçimlerden sonraya bırakılması olasılığı güçleniyor.

Tabii ki bir başka seçenek de “IMF’siz yola devam”. Bu, belki bazılarının kulağına hoş geliyor ama bu noktadan sonra o yolculuk çok zor ve ızdıraplı olur. En başta da dış finansman açısından çok büyük güçlüklerle karşılaşılabilir.

111 kişi yanarak öldü

yangın Petrol taşıyan kamyon kaza yaptı. Benzin dört bir yana saçıldı. Çıkan yangının sonuçları çok vahim oldu

Kenya'da petrol taşıyan bir kamyonun kaza yapması sonucu yola dökülen petrolün ateş almasıyla çıkan yangında ölenlerin sayısının 111'e çıktığı bildirildi.

Molo kenti yakınlarında meydana gelen kazada yola dökülen petrolü toplamak isteyen kalabalığın alevler içinde kalması sonucu, toplam 111 kişi yanarak öldü.

Bazı cesetlerin tanınamayacak durumda olduğu bildirildi

İsrail'den ilk tavır

Davos olayının ardından Peres yumuşatma telefonu açtı ama Erdoğan İsrail hükümetine karşı konuşunca tavır geldi.

İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres arasında Davos'ta yaşanan tartışmanın ardından, "Türkiye'nin İsrail'e saygılı olmasını beklediğini" söyledi.

TÜRKİYE'DEN SAYGI BEKLİYORUZ

Devlet radyosunda konuşan Livni, "Türkiye ile önemli stratejik ilişkiler içindeyiz. Bu nedenle, sokak gösterilerine ve Gazze ile ilgili yayınlanan çok sert görüntülere rağmen Türkiye'nin İsrail'e saygılı olmasını bekliyorum" diye konuştu.

ÜZÜNTÜ DUYUYORUZ

"Her şeyi tamir etmek mümkün" diyen Livni, sözlerini, "Birbirimizle konuşmalıyız. Her şeyi masaya yatırmalıyız; sadece ortak çıkarlarımızı değil, görüş ayrılıklarımızı da hesaba katmalıyız" diye sürdürdü.

"Hamas ve İran'ın bütün bölge ülkeleri için sorun olduğunu" savunan İsrail Dışişleri Bakanı, Türkiye'nin "farklı şekilde tutum almasından" ve 2006 seçimlerini kazandıktan sonra "Hamas heyetini kabul eden ilk ülke" olmasından üzüntü duyduğunu belirtti.